Depresyon

Depresyon

DEPRESYON

Depresyon en yaygın tıbbi bozukluklardan biridir. Depresyon, normal kişilerde olağan olan hafif mizaç bozukluğundan huzursuzluk, erken uyanma, kilo kaybı ve iştahsızlık gibi bedensel belirtilerle ve kendini-kınama, umutsuzluk, değersizlik hissi ve intihar düşüncesi gibi öznel belirtilerle karakterize olan şiddetli hastalığa kadar geniş bir klinik yelpazeyi içerir.

İnsan yaşamında mutsuzluk yaratacak bir olay karşısında üzüntü, keder ve endişe hisseder. Birçok insan, kişiliklerine ve başaçıkma biçimlerine bağlı olan, bu hüzün dönemlerini yaşarken; depresyondaki kişide bu geçici duygu dalgalanmasının süresi ve şiddeti artar. Bazı hastalarda iştah ve kilo artışı ile ellerini ovuşturma ve saçını çekiştirme gibi huzursuzluk belirtisi gözlenebilir.

Tanı için önemli belirti üçlüsü, zevk alma kapasitesinde düşme (anhedoni), çevreye ilginin azalması (sosyal çekilme) ve azalmış enerji düzeyidir. İlkokul öğrencisinde aşırı hareketlilik, yangın çıkarma, kaza eğilimi ve yatak ıslatma; ergenlerde belirgin toplum dışı davranışlar, alttaki bir depresyonu saklayabilirler.

Depresyon en yaygın görülen ruh sağlığı sorunudur. Yaşam boyu bir depresyon atağı geçirme olasılığı % 8-25 oranındadır. Bu oran kadınlar için % 10-25, erkekler için % 5-12 olarak bildirilmektedir.

DEPRESYONUN NEDENLERİ

Biyolojik yaklaşımlara göre, depresyon, vücuttaki bazı biyokimyasal maddelerdeki değişmeler sonucu ortaya çıkmaktadır.

Depresyona psikolojik yaklaşımda, psikoanalitik, kişilerarası iletişim kuramı, yükleme kuramına dayalı öğrenilmiş çaresizlik modeli, bilişsel yaklaşım gibi kuramlar vardır.

Psikoanalitik Görüşe göre, yas tepkisinde gerçek sevgi nesnesinin kaybı; depresyonda gerçek ya da bilinçdışı bir sevgi nesnesi kaybedilmesi söz konusudur. Abraham-Freud modeli, depresyonu, asıl nesneye yöneltilemeyen saldırganlık dürtüsünün içe-atımı (introjection) olarak açıklar.

Kohut'a göre de, idealize edilmiş kendilik nesnelerinin kaybı boşluk depresyonuna (benlik saygısı ve canlılık eksikliğine) veya suçluluk depresyonuna (kendini red ve suçlamaya) yol açabilir.

Çökkün bireyler, toplumun değer yargılarıyla aşırı yüklenmiş ve kısıtlanmışlardır. Kendi değerini oluşturmak veya sağlamlaştırmak için dış desteklere aşırı ölçüde dayanma veya tek bir bireye belirgin olarak bağlanma kişilerarası hayal kırıklıklarına kişiyi açık bırakır.

Kişilerarası yaklaşıma göre, Depresif davranış gösteren bireye çevre tarafından önce güvence ve destek verilir. Etkileşimin devamında depresif birey reddedilmesine yol açan heyecansal tepkiler verir. Reddedilme daha fazla çökkün davranışa yol açar. Artan çökkün davranışlar daha fazla reddedilme sonucunu doğurur. Depresif bireylerle etkileşimde bulunan diğer bireylerin artan bir öfke, anksiyete ve düşmanlık gösterdikleri ve aynı zamanda depresif birey ile etkileşime karşı ilgilerinin azaldığı gösterilmiştir.

Birey kendi tepkilerinin sonucu etkilemeyeceği inancını geliştirirse, bu öğrenilmiş çaresizlik, güdüsel, bilişsel ve heyecansal alanlarda bozukluklara yol açar. Depresyona neden olan çaresizlik duyguları, yerini umutsuzluk duygularına bırakır. Çaresizlik, başarılı deneyimlerle tersine döndürülebilir veya önlenebilir.

Depresyon belirtileri için aşağıdaki testi uygulayınız. 
Son iki hafta süresince 
ne sıklıkla aşağıdaki sorunlardan herhangi biri ile ilgili sorun yaşadınız?

1-         Yaptığınız şeylere ilginizin azaldığı ya da zevk alamadığınız oldu mu?

2-         Kendinizi çökkün, kederli ya da umutsuz hissettiniz mi?

3-         Uykuya dalma, uykuyu sürdürme güçlüğü ya da çok fazla uyuduğunuz oldu mu?

4-         Yorgunluk ya da bitkinlik hissettiniz mi?

5-         İştahsızlığınız ya da aşırı yemek yediğiniz oldu mu?

6-         Kendinizi yetersiz hissettiğiniz ya da kendinizle veya ailenizle ilgili hayal kırıklığına neden olduğunuzu hissettiniz mi?

7-         Gazete okumak ya da televizyon seyretmek gibi konularda dikkatinizi toplamakta güçlük çektiniz mi?

8-         Başkaları farkına varacak derecede yavaş hareket ettiğiniz ve yavaş konuştuğunuz ya da tersine huzursuzluk nedeniyle yerinizde duramadığınız oldu mu?

9-         "Ölsem daha iyi" diye düşündüğünüz ya da kendinize zarar vermeyi istediğiniz oldu mu?

Bu belirtiler sık, çevrenizdeki kişilerle ilişkinizi bozacak ve iş hayatınızı etkileyecek düzeyde olduğu takdirde bir doktora başvurmanız gerekir.

 

Depresyon Tedavisi

Günümüzde depresyonlu hastalar ilaç ve/veya psikoterapi yoluyla başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir. Bunların da ancak 1/4’ü uygun ve yeterli tedavi edilmektedir. Depresyon tedavi edildiğinde genellikle tam olarak düzelir ve hiç iz bırakmadan iyileşir. Kullanılan antidepresanlar çok çeşitli moleküllerden üretilmiştir.

Depresyonda tekrarlama ve kronikleşme oranı % 15–20 gibi yüksek orandadır. Bu nedenle, tedavide amaç sadece mevcut nöbetin hızla tedavisi olmamalı, iyileştirmeyi devam ettirmek, mümkünse tekrarlama olasılığını azaltmak amaçlanmalıdır. Bu hedef depresyonla hastaların aktif başaçıkma becerileri öğrenmesi için ruhsal yöntemlerin gelişmesine yol açtı. Son yirmi yılda depresyonun kısa süreli psikoterapötik yaklaşımlarında hızlı gelişmeler görüldü.

 

DİSTİMİK BOZUKLUK

Distimik Bozukluk, en az 2 yıl, hemen her gün, yaklaşık gün boyunca süren, süreğen çökkün bir duygudurumun varlığıdır. Bu sürede iyi hissedilen ara dönemler, 2 aydan daha uzun sürmez. Bu insanlar kendilerini kederli ya da hüzünlü olarak tanımlarlar. Çocuklarda huzursuz hal ile ortaya çıkabilir. İştahsızlık veya aşırı yemek yeme, uykusuzluk ya da aşırı uyku uyuma, enerjinin düşük olması, yorgunluk, benlik saygısının düşmesi, düşünceleri yoğunlaştıramama, umutsuzluk duyguları ve karar vermede güçlük çekme görülür. Bu kişiler sürekli kendilerini eleştirirler ve ilgileri azalır. Kendilerini yetersiz bulurlar, çekici hissetmezler. Bu çökkün durum bir parçaları olduğu için de, sorulmadıkça yakınmazlar; çünkü hep böyledirler.

Depresif durum toplumsal ve mesleki alanda, üretkenlikte sıkıntıya neden olur. Distimik bozuklukta en sık yetersizlik duyguları, genel bir ilgi kaybı ve hiçbir şeyden zevk alamama, toplumdan uzaklaşma, suçluluk duyguları ya da geçmişle ilgili düşüncelere dalmalar, yaşam etkinliklerinde ve üretkenliğinde azalma, etkin olamama görülür; ayrıca hızlı göz hareketleri vardır.

Ailelerinde Majör Depresif Bozukluk olanlarda daha sık görülür. Çocuklarda her iki cinste eşit görülür. Çoğu kez okul başarısında ve toplumsal etkinliklerde bozulmalara neden olur. Bu çocuklar irrite, ters, huysuz ve “asabi”dirler. Benlik saygıları ve toplumsal becerileri düşüktür; karamsardırlar. Kadınlarda erkeklerden 2 – 3 kat fazla görülür. Sıklıkla Kişilik Bozukluğu’yla birlikte görülebilir. İlaç tedavisinde antidepresanlardan yararlanılır.